Scrolltop arrow icon
Left arrow icon Tüm kategoriler
Close icon
Haberler
İngilizce öğrenme
Ebeveynler için Novakid
TR
TR flag icon
Mobile close icon
CTA background
Çocuğunuz için en iyi İngilizce derslerini planlayın
ÜCRETSİZ DENEYİN
Paylaş
LinkedIn share icon
İngilizce hareket bildiren eylemler (motion/movement verbs) nelerdir? Cümle içinde nasıl kullanılırlar? İşte İngilizce hareket fiilleri detaylı konu anlatımı!
Kelimeler
Star icon
29.12.2023
Time icon 7 min
Comment icon 0 yorum

İngilizce hareket bildiren eylemler (motion/movement verbs) nelerdir? Cümle içinde nasıl kullanılırlar? İşte İngilizce hareket fiilleri detaylı konu anlatımı!

İçindekiler

Hareket eylemleri (motion verbs), en genel tanımıyla bir nesnenin ya da kişinin fiziksel olarak hareket hâlinde olduğu durumlar için kullanılan eylemlerdir. Bir şeyin, belirli bir konumda ya da belirli bir yönde hareket ettiğini açıklar.

Çoğunlukla nesnenin hareketini tanımlayan detayları kapsayan hareket fiillerinin İngilizcede de yeri epey büyük. Haydi şimdi bunları İngilizcedeki örnekler üzerinden inceleyerek konuyu kavrayalım!

İngilizce hareket eylemleri

  • Move (Hareket Etmek): He moved to the chair to the middle of the room. (O, sandalyeyi odanın ortasına taşıdı.)
  • Walk (Yürümek): She walks to school every morning for her health. (Sağlığı için okula her gün yürüyerek gidiyor.)
  • Run (Koşmak): Cats are running in the park with joy. (Kediler parkta neşeyle koşuyor.)
  • Crawl (Sürünmek / Emeklemek): The poor baby crawled across the floor. (Zavallı bebek, yerde emekledi.)
  • Fly (Uçmak): Birds are flying in the sky. (Kuşlar gökyüzünde uçuyor.)
  • Swim (Yüzmek): She learned how to swim when she was three years old. (Yüzmeyi üç yaşındayken öğrendi.)
  • Climb (Tırmanmak): The little girl climbed the tree to get her ball. (Küçük kız, topunu almak için ağaca tırmandı.)
  • Jump (Atlamak): The cat jumped over the fence. (Kedi çitin üstünden atladı.)
  • Skip (Sıçramak / Atlamak): The children skipped in the playground. (Çocuklar, oyun parkında atlardı.)
  • Slide (Kaymak): We had a lot of fun sliding down the water slide. (Su kaydırağında kayarken çok eğlendik.)
  • Roll (Yuvarlanmak): The ball rolled down the hill. (Top, tepenin aşağısına tuvarlandı.)
  • Paddle (Kürek Çekmek / Suda Ayak Çırpmak): We paddled in the river. (Nehirde kürek çektik.)
  • Leap (Sıçramak): It made a big leap toward the prey. (Avına doğru büyük bir sıçrama yaptı.)
  • Clap (Alkışlamak): He clapped his hands to show his joy. (Neşesini göstermek için alkışladı.)
  • Punch (Yumruk Atmak): She punched the punching bag to release his angry. (Öfkesini atmak için boks torbasını yumrukladı.)
  • Tap (Yavaşça Vurmak): She tapped her fingers on the table impatiently. (Sabırsızlıkla parmaklarını masaya vurdu.)
  • Drop (Düşürmek): She dropped the glass and it broke. (Bardağı düşürdü ve kırıldı.)
  • Spin (Döndürmek): The dancer spinning around in circles. (Dansçı, daireler çizerek dönüyor.)
  • Bend (Eğmek / Bükmek): He tried to bend the metal bar but it was too strong. (Metal çubuğu bükmeye çalıştı ama çok sertti.)
  • Swerve (Yönden Sapmak): The car swerved to avoid the oncoming truck. (Araba, karşıdan gelen kamyondan kaçınmak için yönden saptı.)
  • Poke (Dürtmek): She poked her friend to get her attention. (Dikkatini çekmek için arkadaşını dürttü.)
  • Tumble (Yuvarlanmak): The kid tumbled down the hill. (Çocuk, tepenin aşağısına yuvarlandı.)
  • Lift (Kaldırmak): She lifted the heavy box with difficulty. (Ağır kutuyu zor bir şekilde kaldırdı.)
  • Rise (Yükselmek): The balloon began to rise into the sky. (Balon, gökyüzünde yükselmeye başladı.)
  • Glide (Süzülmek): The bird glided above the mountains. (Kartal, dağların üzerinde süzüldü.)
  • Bounce (Zıplamak): The ball hit the ground and bounced. (Top yere çarpıp zıpladı.)
  • Twist (Bükmek): She tried to twist the lid off the jar but it was too tight. (Kavanozun kapağını çevirmeye çalıştı ama çok sıkıydı.)
  • Shake (Sallamak): He is shaking the bottle in his hand to check if there is anything inside. (Elindeki şişeyi sallayarak içinde bir şey olup olmadığını kontrol ediyor.)
  • Hop (Sekmek): The bunny hopped across the meadow. (Tavşan çayırın üzerinde zıpladı.)
  • Swing (Sallanmak): I love to swing at the playground. (Oyun parkında sallanmayı çok severim.)
  • Swagger (Kasılarak Yürümek / Çalım Atmak): He swaggered into the room as if he owned the place. (Adeta yerin sahibi gibi odaya kasılarak girdi.)
  • March (Yürümek): The soldiers marched in Anıtkabir. (Askerler, Anıtkabir’de yürüdü.)
  • Swoop (Üstüne Çullanmak/Aşağı Hızla İnmek): The eagle swooped down from the sky to catch its prey. (Kartal, avını yakalamak için gökyüzünden aşağı doğru hızla indi.)
  • Wobble (Sendelemek / Sallanmak): The table wobbled when I accidentally bumped into it. (Masaya kazara çarptığımda masa sallandı.)
  • Shuffle (Ayaklarını Sürüyerek Yürümek): She shuffled her feet nervously as she approached the school. (Okula yaklaşırken ayaklarını tedirgince sürüdü.)
  • Stagger (Sendelemek / Yalpalamak): The little penguin staggered on the ice because it was still learning to walk. (Küçük penguen, hâlâ buz üzerinde yürümeyi öğrenmeye çalıştığı için sendeledi.)
  • Bolt (Yıldırım Gibi Fırlamak): The scared cat bolted under the bed when it heard the thunder. (Korkmuş kedi, gök gürlediğinde yatağın altına yıldırım gibi fırladı.)
  • Sprint (Süratle Koşmak / Depar Atmak): He sprinted to the finish line in a race with his friends. (Arkadaşlarıyla yarıştığı yarışta, bitiş çizgisine süratle koştu.)
  • Strut (Kasıla Kasıla Yürümek): The proud bird struts with its feathers open wide. (Gururlu kuş, tüylerini sonuna kadar açarak kasılmış bir şekilde yürür.)
  • Duck (Eğilmek): She had to duck under the tree branch to avoid hitting her head. (Başını çarpmamak için ağaç dalının altından eğilmek zorunda kaldı.)
  • Shrug (Omuz Silkmek): When he was asked if he wanted more cake, he just shrugged. (Daha fazla kek isteyip istemediği sorulduğunda, sadece omuz silkti.)
  • Propel (İleri İtmek): He used a stick to propel the toy boat across the sea. (Oyuncak tekneyi denizde ileri itmek için bir çubuk kullandı.)
  • Soar (Yükselmek): The kite soared in the sky on a windy day. (Uçurtma, rüzgârlı bir günde gökyüzünde yükseldi.)
  • Sway (Bir Yandan Öbür Yana Sallanmak): The trees sway in the wind. (Ağaçlar rüzgarla sallanır.)
  • Jog (Yavaş Koşmak): She likes to jog in the park every morning to stay fit. (Her sabah formunu korumak için parkta yavaş koşu yapmayı sever.)

Ebeveyn misiniz? ve deneyiminizi paylaşmak istiyor musunuz?

Hikayenizi anlatmak için bize ulaşın.
  • Wander (Gezinmek/Dolaşmak): They like to wander around the city and explore new places. (Şehirde gezinmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi severler.)
  • Cruise (Seyahat Etmek): They decided to cruise around the world for a year. (Bir yıl boyunca dünyayı dolaşmaya karar verdiler.)
  • Stroll (Dolanmak / Tur Atmak): They took a stroll along the beach at sunset. (Gün batımında sahilde tur atmaya çıktılar.)
  • Hover (Havada Asılı Kalmak): The drone can hover in the air. (Drone havada asılı kalabiliyor.)
  • Drift (Sürüklenmek): The boat began to drift in the open sea. (Tekne açık denizde sürüklenmeye başladı.)
  • Scoot (Hızla kaymak): The kids love to scoot down the hill at full speed. (Çocuklar, tepenin aşağısına tam hız kaymayı çok severler.)

İngilizce hareket fiillerini öğrenirken nelere dikkat edilmeli?

Benzer kelimeler karıştırılmamalı: Hareket fiillerinin bazıları birbiriyle karışabilir. Örneğin “swagger (kasılmak), sway (bir yandan öbür yana sallanmak), swoop (çullanmak/hızla inmek)” gibi eylem sözcükleri karıştırılmaya oldukça müsait. Bunun için benzer kelimelerin üzerinde daha çok durarak bunların birbirinden farkını iyice oturtmalıyız.

Anlam farkları ayırt edilmeli: Bazı İngilizce hareket fiilleri benzer görünse de farklı anlamlara gelebilir. Örnek olarak, “run (koşmak)” ve “jog (yavaş koşmak)” arasındaki ince farkları, iyi bir İngilizce kullanımı için doğru bir şekilde anlamalıyız.

Örnek cümlelerle çalışılmalı: Öğrenilen her hareket fiili, örnek cümlelerle çalışılmalı. Böylece sözcüğün doğru kullanımı ve bağlamı çok daha iyi anlaşılır.

Çekimler dikkate alınmalı: Hareket fiilleri de diğer eylemler gibi farklı zamanlara göre çekimlenebilir ve kelimenin yapısı değişebilir. Örneğin; “She swam in the lake when she was little.” (O, küçükken gölde yüzmüştü.) örneğinde “swim-swam” değişimini görebiliriz.

Sıkça sorulan sorular

İşte İngilizce hareket bildiren fiillerle ilgili sıkça sorulan sorular ve cevapları!

Hareket fiili ne demek?

Hareket fiili, bir şeyin fiziksel konumunu değiştiren ya da hareket eden fiilleri tanımlar. Örneğin “run (koşmak)” ya da “fly (uçmak)” birer hareket eylemidir ve nesnenin fiziksel hareketini ifade eder.

İngilizce durum fiilleri (stative verbs) nelerdir?

İngilizce durum cümleleri; bir nesnenin veya bir şeyin durumunu, pozisyonunu, hissini, görünüşünü, algılanışını ya da niteliğini tanımlar. Örneğin “look (görünmek)” veya “feel (hissetmek)” birer durum bildiren kelimedir.

Ride ne demek?

Ride; İngilizcede gezmek, binmek, araba ya da bisiklet yolculuğu yapmak gibi anlamlara gelen bir eylem sözcüğüdür. Bir örnek verecek olursak: “She rides her bike from home to school.” (O, evden okula giderken bisiklet sürüyor.)

Novakid’le tanışın!

İyi bir İngilizce öğreniminin en iyi yolu, dili yaşayarak öğrenmektir. Bunun için Novakid’in uzman öğretmenlerinden çocuklar için online İngilizce derslerine kayıt yaptırarak çocuğunuzun dili interaktif bir şekilde öğrenmesini sağlayabilirsiniz. Üstelik ilk deneme dersi ücretsiz!

Rate this post

Yorum yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir
Bir dil seçin
Down arrow icon
Russia Global English Czech Republic Italy Portugal Brazil Romania Japan South Korea Spain Chile Argentina Slovakia Turkey Poland Israel Greece Malaysia Indonesia Hungary France Germany Global العربية Norway India India-en Netherlands Sweden Denmark Finland
Cookie icon
Web sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Siteye giriş yaparak çerezleri tarayıcınıza kaydetmeyi kabul ediyorsunuz.