Bu içeriğimizde çift dilli bebek yetiştirmenin veya çocuğunuza çift dilli (bilingual) eğitim vermenin potansiyel faydalarından bahsettik.
İngilizcede en sık karıştırılan sözcüklerin doğrularını öğreniyoruz!
- İngilizcede en çok karıştırılan kelimeler
- İngilizcede en çok karıştırılan sözcükler testi
- Novakid’le tanışın!
- İngilizcede sık karıştırılan kelimeler; Türkçeye aynı çevrilmeleri, anlam yakınlıkları ve kullanım bağlamları nedeniyle yanlış kullanılabiliyor.
- “House/home”, “gift/present”, “holiday/vacation” gibi kelimeler aynı anlama gelse de duygusal, bölgesel veya bağlamsal farklar taşıyor.
- “Hope/wish”, “error/mistake”, “wait/expect” gibi kelimelerde kullanım amacı ve cümle yapısı doğru kelime seçimini belirliyor.
- “Allow/permit”, “father/dad”, “sick/ill” gibi kelimeler resmiyet ve üslup açısından ayrışıyor.
- İngiliz ve Amerikan İngilizcesi farkı, bazı kelimelerin tercih edilme biçimini doğrudan etkiliyor.
Novakid öğretmeni Ali Sullivan’dan size bir not:
“İngilizcede sık karıştırılan kelimeleri öğrenmek, yalnızca hata yapmaktan kaçınmayı değil; daha net, kendinden emin ve doğal konuşmayı sağlıyor.”
İngilizce öğrenirken bazı kelimeler anlamca birbirine çok yakın duruyor ve bu da doğal olarak kafa karışıklığı yaratıyor. Özellikle günlük hayatta sık kullanılan sözcükler, yanlış bağlamda tercih edildiğinde cümlelerinizdeki üslubu ya da cümlenin anlamını değiştiriyor.
Bu yazıda, İngilizcede en çok karıştırılan kelime çiftlerinin ne olduğunu, neden karıştırıldıklarını ve doğru kullanımlarını örneklerle ele alıyoruz. İçeriğimizin sonunda kendinizi sınayabileceğiniz mini bir test sizi bekliyor!
İngilizcede en çok karıştırılan kelimeler
En çok karıştırılan kelimeler, yazılışı veya anlamı birbirine benzediği için İngilizce öğrenenleri zorlayabiliyor. Aslında bu karışıklık genellikle üç nedenden kaynaklanıyor. Bu nedenlere ve örneklerine göz atalım:
- Kelimelerin Türkçeye aynı şekilde çevriliyor olması
“Gift/present” → İkisi de Türkçede “hediye” olarak çevriliyor ama kullanım bağlamları farklı.
- Örnek: She bought me a gift for my birthday. (Doğum günüm için bana bir hediye aldı.) → Birinin doğrudan sana verdiği, genellikle özel bir anlam taşıyan hediye.
- Örnek: This is a lovely present. (Bu çok güzel bir hediye.) → Daha nesnel/somut hediye anlamı.
“House/home” → Her ikisi de “ev” anlamına geliyor ancak işin içine biraz duygular giriyor.
- Örnek: They bought a new house. (Yeni bir ev aldılar.) → Fiziksel yapı olarak evin kendisi (bina/yapı).
- Örnek: This place feels like home. (Burası bana ev gibi hissettiriyor.) → Duygusal bağ ve aidiyet hissi içeriyor.
- Anlamlarının yakın ama kullanım bağlamlarının farklı olması
“Hope/wish” → İkisi de dilek ve beklentiyle ilgili ama kullanım amaçları ayrılıyor.
- Örnek: I hope you feel better soon. (Yakında daha iyi hissetmeni umuyorum.) → Gerçekleşme olasılığı yüksek şeyler için kullanılıyor.
- Örnek: I wish I were taller. (Keşke daha uzun olsaydım.) → Gerçekleşme olasılığı daha düşük durumlarda kullanılıyor.
“Error/mistake” → Her ikisi de “hata” olarak çevriliyor ama türleri farklılaşıyor.
- Örnek: There was a technical error in the system. (Sistemde teknik bir hata vardı.) → Daha çok teknik/sistemsel hatalar için.
- Örnek: I made a mistake in the exam. (Sınavda bir hata yaptım.) → Genellikle insan kaynaklı, yanlış düşünce/davranış sonucu oluşan hatalar için.
- Birinin daha resmî, diğerinin daha gündelik dilde yer alması
“Allow/permit” → Anlam aynı olsa da resmiyet düzeyi değişiyor.
- Örnek: My parents allow me to stay out late. (Ailem geç saatlere kadar dışarıda kalmama izin veriyor.) → Genellikle günlük konuşmada ve kişisel izinlerde kullanılıyor.
- Örnek: Smoking is not permitted here. (Burada sigara içilmesine izin verilmiyor.) → Daha resmî izinleri anlatıyor.
“Father/dad” → İkisi de “baba” anlamına geliyor ama samimiyet/bağlam farkı kendini gösteriyor.
- Örnek: His father works in an office. (Babası bir ofiste çalışıyor.) → Daha çok yazılı, resmî ve bilgi aktaran bağlamlarda tercih ediliyor.
- Örnek: My dad is waiting for me. (Babam beni bekliyor.) → Duygusal bir bağlılık var.
Şimdi, en çok karşılaşılan kelime çiftlerine tek tek bakıp öğrenme aşamasına geçelim!
“Custom” vs. “tradition”
Her iki kelime de “gelenek” olarak çevriliyor ancak kullanım alanları farklı.
“Custom”, belirli bir toplulukta yaygın olan, günlük hayata yerleşmiş alışkanlıkları anlatıyor.
“Tradition”, uzun yıllar boyunca devam eden ve nesilden nesile aktarılan, kültürel anlamı güçlü alışkanlıkları ifade ediyor.
- Örnek: In my family, it is a custom to eat together. (Bizim ailede birlikte yemek yemek bir alışkanlıktır.)
- Örnek: This festival is an old tradition. (Bu festival eski bir gelenek.)
👉 Detaylı anlatım için “Custom” vs. “tradition” içeriğine göz atabilirsiniz.
“Famous” vs. “popular”
Bu ikili de sıkça birbirinin yerine kullanılıyor ama anlamları tam olarak örtüşmüyor.
“Popular”, bir kişi, şey ya da fikrin birçok insan tarafından sevilmesi, tercih edilmesi anlamında kullanılıyor.
“Famous” tanınırlığa odaklanırken, “popular” sevilme ve tercih edilme anlamı taşıyor.
- Örnek: She is a famous actress. (O, ünlü bir oyuncu.)
- Örnek: This café is popular among students. (Bu kafe öğrenciler arasında popüler.)
👉 Daha fazlası için “Famous” vs. “popular” yazımızı inceleyebilirsiniz.
“Allow” vs. “permit”
İkisi de “izin vermek” anlamına geliyor ama bağlama göre değişiyor.
“Allow”, günlük konuşmada ve kişisel izinlerde kullanılıyor.
“Permit” ise daha resmî izinleri anlatıyor.
- Örnek: My parents allow me to stay out late. (Ailem geç kalmama izin veriyor.)
- Örnek: Smoking is not permitted here. (Burada sigara içilmesine izin verilmiyor.)
👉 Ayrıntılı karşılaştırma için: “Allow” vs. “permit” içeriğini okuyabilirsiniz.
“Father” vs. “dad”
Her iki sözcük de aynı kişiyi anlatıyor ama cümlede yarattığı his farklılaşıyor.
“Father”, daha resmî ve nötr bir “baba” anlamı.
“Dad” ise samimi, sıcak ve duygusal bir kullanıma sahip.
- Örnek: My father works as an engineer. (Babam mühendis.)
- Örnek: I miss my dad so much. (Babamı çok özlüyorum.)
👉 Detaylar için: “Father” vs. “dad” yazımıza göz atabilirsiniz.
“Wait” vs. “expect”
“Beklemek/ummak” anlamında kullanılan bu kelimeler de Türkçede benzer algılanıyor ama işlevleri birbirinden ayrılıyor.
“Expect”, bir olayın olacağını düşünmek veya birinden belirli bir davranış beklemek anlamında.
“Wait” ise birinin veya bir şeyin gerçekleşmesini fiziksel olarak beklemek anlamına geliyor.
- Örnek: I’m waiting for the bus. (Otobüsü bekliyorum.)
- Örnek: I expect you to finish this today. (Bunu bugün bitirmeni bekliyorum.)
👉 Ayrıntılı anlatım: “Wait” vs. “expect”
“Holiday” vs. “vacation”
İki kelime de “tatil” anlamına geliyor ama bölgesel kullanım açısından birbirlerinden ayrılıyorlar.
“Holiday” İngiliz İngilizcesinde, “vacation” ise Amerikan İngilizcesinde “tatil” anlamında kullanılıyor.
“Holiday” hem kişisel hem resmî tatilleri kapsarken “vacation” yalnızca kişisel tatiller için tercih ediliyor.
- Örnek: We’re going on holiday to Spain next week. (Haftaya tatile İspanya’ya gidiyoruz.)
- Örnek: The kids are on vacation for two weeks. (Çocuklar iki haftalığına tatilde.)
👉 Detaylar: “Holiday” vs. “vacation”
“Gift” vs. “present”
“Gift” ve “present” sözcüklerinin her ikisi de “hediye” anlamına geliyor ama kullanımları biraz farklı.
“Gift”, hem “hediye” hem de “doğuştan gelen yetenek” anlamına geliyor; ayrıca fiil olarak “hediye etmek” veya “bağışlamak” şeklinde kullanılıyor.
“Present”, daha nesnel/somut hediye anlamında. Doğrudan eylem sonucu verilen şeyi ifade ediyor.
- Örnek: She gave me a gift for my birthday. (Doğum günüm için bana bir hediye verdi.)
- Örnek: His artistic gift is amazing. (Onun sanatsal yeteneği harika.)
- Örnek: This present is from your aunt. (Bu hediye teyzenizden.)
👉 Detaylı anlatım için “gift” vs. “present” içeriğine göz atabilirsiniz.
“House” vs. “home”
Bu iki kelime de “ev” demek ama cümleye farklı duygular yüklüyor.
“House” kelimesi, genellikle fiziksel bir yapıyı yani bir binayı ifade ediyor. Dört duvarı ve çatısı olan, içinde yaşanabilen, somut bir nesne diyebiliriz.
“Home” aidiyet hissettiğiniz; kalbinizin olduğu, kendinizi rahat hissettiğiniz yer. Hatta bu yer illa ki “bir ev” olmak zorunda bile değil.
- Örnek: They bought a new house. (Yeni bir ev aldılar.)
- Örnek: This place feels like home. (Burası yuva gibi hissettiriyor.)
👉 Ayrıntılı karşılaştırma için: “Home” vs. “house” içeriğini okuyabilirsiniz.
“Hope” vs. “wish”
İkisi de dilek ya da beklenti ifade etse de farklı bağlamlarda kullanılıyor.
“Hope”, gelecekte gerçekleşme ihtimali olan ve mümkün görülen durumları ifade ediyor.
“Wish” ise genellikle gerçekte olmayan, hayali ya da geçmişte artık değiştirilemeyecek dilekler, pişmanlıklar veya geleceğe dair iyi dilek için kullanılıyor. Çoğu zaman “keşke” anlamı taşıyor.
- Örnek: I hope you feel better soon. (Umarım yakında daha iyi hissedersin.)
- Örnek: I wish I were taller. (Keşke daha uzun olsaydım.)
👉 Detaylar için: “Hope” vs. “wish” yazımıza göz atabilirsiniz.
“Error” vs. “mistake”
Her ikisi de Türkçeye “hata” olarak çevriliyor ama kullanım bağlamları oldukça farklı.
“Error” teknik, akademik ve sistematik hataları ifade eder; genellikle kişi farkında olmadan yapılıyor.
“Mistake” daha çok kişisel, fark edilen ve dikkat dağınıklığıyla oluşan günlük hataları tanımlıyor.
- Örnek: There was a calculation error in the report. (Raporun içinde bir hesaplama hatası vardı.)
- Örnek: It was just a small mistake. (Bu sadece küçük bir hataydı.)
👉Konuyu daha detaylı öğrenmek için “error” vs. “mistake” içeriğimizi okuyabilirsiniz.
“Small” vs. “little”
“Small” ve “little” kelimelerinin her ikisini de ilk duyduğumuzda aklımıza “küçük” anlamı geliyor ancak kullanımında bazı farklar var.
“Small”, İngilizcede ölçülebilir boyut ve miktarları ifade ediyor, nötr ve objektif bağlamlarda tercih ediliyor.
“Little”, samimiyet veya sevimlilik katmak için kullanılıyor; ayrıca sayılamayan isimlerle “çok az” anlamı veriyor.
- Örnek: He lives in a small house. (Küçük bir evde yaşıyor.)
- Örnek: She has a little dog. (Onun küçük bir köpeği var.)
- Örnek: That’s a little strange. (Bu biraz garip.)
👉Detaylı anlatım: “Small” vs. “little”
“Proof” vs. “prove”
Bu iki kelimeye dışarıdan bakınca çok benzer ama biri isim, diğeri fiil.
“Proof” kelimesi bir isim olarak kullanılıyor ve bir olayın ya da iddianın doğruluğunu gösteren kanıt anlamına geliyor. Günlük konuşmalarda, belgelerde ve teknik alanlarda sıkça geçiyor.
“Prove” fiil olarak kullanılıyor ve bir şeyin doğru olduğunu göstermek, kanıtlamak anlamına geliyor.
İki kelime gramer ve cümledeki görev açısından farklılık gösteriyor; “proof” özne/nesne olurken “prove” yüklem görevinde yer alıyor.
- Örnek: We need more proof. (Daha fazla kanıta ihtiyacımız var.)
- Örnek: There is no proof of that claim. (Bu iddianın kanıtı yok.)
- Örnek: Can you prove this? (Bunu kanıtlayabilir misin?)
- Örnek: He tried to prove his theory. (Teorisini doğrulamaya çalıştı.)
👉Konunun detaylarına değindiğimiz içeriğimiz: “Proof” vs. “prove”
“Sick” vs. “ill”
İki kelime de “hasta” anlamına geliyor ama kullanım bağlamları ve tonları farklı.
“Sick” günlük konuşmada, özellikle Amerikan İngilizcesinde yaygın; hafif/geçici rahatsızlıklar ve mide bulantısı için sık kullanılıyor.
“Ill” daha resmî, yazılı ve İngiliz İngilizcesinde günlük kullanımda da yaygın; ciddi veya uzun süreli hastalıklar için tercih ediliyor.
- Örnek: He stayed home because he was sick. (Hasta olduğu için evde kaldı.)
- Örnek: She has been ill for days. (O günlerdir hasta.)
👉Detaylı anlatım: “Sick” vs. “ill”
“Wait” vs. “await”
Her ikisinin de Türkçe karşılığı “beklemek” olsa da kullanım şekilleri ve anlamları farklılık gösteriyor.
“Wait” günlük konuşmalarda çok sık kullanılan bir fiil ve nesneye ihtiyaç duymuyor. Beklenen şey belirtilecekse “for” edatı kullanılıyor.
“Await” ise genellikle daha resmi veya edebi bağlamlarda karşımıza çıkıyor ve bir nesneye ihtiyaç duyuyor, “for” gibi bir edatla birlikte kullanılmıyor.
- Örnek: I will wait for the bus. (Otobüsü bekleyeceğim.)
- Örnek: I await your response. (Cevabınızı bekliyorum.)
👉 Ayrıntılı karşılaştırma için “await” vs. “wait” içeriğini okuyabilirsiniz.
“Timetable” vs. “schedule”
Her ne kadar sözcüklerin ikisi de “program/zaman çizelgesi” gibi anlamlara gelse de kullanım alanları ayrışıyor.
“Timetable”, sabit ve önceden belirlenmiş zamanlar/programlar (okul, ulaşım, sınav saatleri gibi) için; çoğu zaman isim olarak kullanılıyor. Genellikle İngiliz İngilizcesinde yaygın.
“Schedule” daha esnek, kişisel veya kurumsal planları anlatıyor ve hem isim hem fiil olarak kullanılabiliyor. Amerikan İngilizcesinde daha yaygın.
- Örnek: Check the train timetable before you leave. (Yola çıkmadan önce tren saatlerine bak.)
- Örnek: My schedule is very busy this week. (Bu hafta programım çok yoğun.)
👉“Timetable” vs. “schedule” içeriğimizden konuyu okuyabilirsiniz.
“Before” vs. “ago”
Türkçede “önce” anlamına geldiği için bu kelimeler aynıymış gibi geliyorlar ancak kullanıldıkları yapılar ve anlamları farklı.
“Before”, iki olay arasındaki zaman sırasını gösteriyor.
“Ago” ise bir olayın şu andan ne kadar önce gerçekleştiğini anlatıyor. Mutlaka bir zaman ifadesiyle ve “past simple” ile kullanılıyor; “before” için böyle bir zorunluluk yok.
- Örnek: I met her before the meeting. (Onunla toplantıdan önce tanıştım.)
- Örnek: I finished my homework ten minutes ago. (Ödevimi on dakika önce bitirdim.)
👉Bu konuya detaylıca yer verdiğimiz “ago” vs. “before” yazımızı okuyabilirsiniz.
“Flat” vs. “apartment”
“Flat” ve “apartment” kelimeleri aynı anlama gelse de kullanım tercihleri büyük ölçüde bölgesel farklılıklara dayanıyor.
“Flat”, İngiliz İngilizcesinde daha yaygınken “apartment” Amerikan İngilizcesinde standart kabul ediliyor.
“Flat” çok anlamlı bir kelime fakat “apartment” yalnızca konut anlamında kullanılıyor.
- Örnek: My flat is close to the city centre. (Dairem şehir merkezine yakın.) → İngiltere
- Örnek: My apartment is close to downtown. (Dairem şehir merkezine yakın.) → Amerika
👉Bu ayrımı detaylıca incelediğimiz “flat” ve “apartment” farkı konulu yazımıza göz atabilirsiniz.
“Homework” vs. “housework”
İngilizcede sıkça karıştırılan “homework” ve “housework” kelimeleri aslında birbirinden tamamen farklı.
Sayılamayan bir isim olan “homework” okuldan verilen ödevleri ifade ediyor.
“Housework” ev işleri (temizlik, yemek, çamaşır vb.) anlamına geliyor, o da sayılamayan bir isim.
- Örnek: I have too much English homework this week. (Bu hafta çok fazla İngilizce ödevim var.)
- Örnek: Housework like doing the laundry takes up a lot of time. (Çamaşır yıkamak gibi ev işleri çok zaman alır.)
👉Detaylı anlatım için: “Homework” vs. “housework”
İngilizcede en çok karıştırılan sözcükler testi
Şimdi tüm bu öğrendiklerinizi 10 soruluk mini bir quiz ile pekiştirebilirsiniz!
Novakid’le tanışın!
Birbiriyle karıştırılan kelimelerin farkını kavramanın en iyi yolu onları konuşurken kullanmak. İşte Novakid tam da burada devreye giriyor. Çevrimiçi derslerinde, bu tür sözcükler bağlam içinde öğretiliyor; çocuklar ezber yapmadan, dili yaşayarak öğreniyor.
Siz de Novakid’in eğlenceli ve iletişim odaklı yöntemlerini keşfetmek isterseniz, çocuklar için İngilizce derslerine göz atabilir, ilk deneme dersinizi ücretsiz alabilirsiniz.
Ayrıca bire bir derslerimizde uyguladığımız etkili yöntemimize aşağıdaki videodan ulaşabilirsiniz:
Questions and answers
İngilizcede yazılışı, telaffuzu ya da Türkçeye aynı şekilde çevrilmesi nedeniyle sıkça karıştırılan birçok kelime çifti var. “House/home, hope/wish, error/mistake, gift/present, allow/permit, famous/popular” bu sözcüklere örnek.
“Homework”, okuldan verilen ders ödevlerini ifade ederken “housework” evle ilgili yapılan işleri (temizlik, yemek, çamaşır gibi) anlatır. İkisi de sayılamayan isim ancak tamamen farklı alanlarda kullanılır ve birbirinin yerine geçmez.
Akıcı İngilizce konuşmanın ne olduğunu, akıcı konuşabilmek için kaç kelime bilmeniz gerektiğini ve bu noktaya nasıl ulaşabileceğinizi birlikte öğrenelim!
Bu içeriğimizde 11 yaşındaki Netflix oyuncusu Kartal’ın annesi Hüma Bilcanlı’nın Novakid deneyiminden bahsettik.
Bu içeriğimizde çocukların İngilizcedeki “there is / there are” kalıbına ve yer edatlarına çalışabilmesi için okul konulu bir İngilizce essay paylaştık.
Motivasyonunuzu artıracak ve bunu yaparken kelime dağarcığınızı genişletecek binlerce söz var. Gelin bazılarıyla tanışalım!
Ağaçları kurtar temalı çocuklar için İngilizce essay paylaştık. Gelin ağaçların önemi üzerine bu essayi okuyalım, öğrenelim!
Bu yazımızda İngilizce atasözleri ve deyimlerden bahsettik, kendilerine anlamlarıyla yer verdik.








