Scrolltop arrow icon
Bu fırsat kaçmaz!
BLOGTR25 promosyon kodu ile %25 indirim + 1 aylık ücretsiz konuşma pratiği dersleri kazanın!
İki dilli bir çocuk mu yetiştirmek istiyorsunuz?
ÜCRETSİZ DENEYİN
Paylaş
X share icon
30.12.2025
Time icon 7 dk.

İngilizcede sık kullanılan ve birbiriyle karıştırılabilen “on time” ile “in time” ifadeleri ne demek, farkları neler?

İçindekiler
  1. “On time” ne demek?
  2. “In time” ne demek?
  3. “On time” ve “in time” arasındaki farklar
  4. “In time” vs. “on time” özet tablo:
  5. “In time” ve “on time” konusunda sık yapılan hatalar
  6. “In time” ve “on time” testi
  7. Novakid’le tanışın!
Önemli Noktalar
  • “On time” ve “in time” İngilizcede sık karıştırılan, anlamları yakın ama kullanım amaçları farklı iki zaman ifadesidir.
  • “On time”, bir olayın önceden belirlenmiş saatine veya programa tam olarak uymasını ifade eder.
  • “In time”, bir duruma geç kalmadan, çoğu zaman son anda da olsa yetişmeyi anlatır.
  • Saat, plan ve dakiklik vurgusu varsa “on time”; kaçırmama ve sonuç vurgusu varsa “in time” kullanılır.
  • Toplantılar, dersler ve ulaşım gibi durumlarda genellikle “on time” tercih edilir.
  • Fırsatlar, tehlikeler ve son anda engellenen durumlarda “in time” daha uygundur.
  • İki ifade aynı cümlede kullanıldığında anlam değişebilir ve verilen mesaj farklılaşır.

Novakid öğretmeni Ali Sullivan, “in time” ve “on time” konusu hakkında şu yorumu yapıyor:

“Öğrencilerim genelde ‘on time’ ve ‘in time’ sözcüklerini bildiklerini düşünür ama cümle içinde hangisini seçeceklerini karıştırırlar. Aslında fark, ‘Tam zamanında mı?’ yoksa ‘Geç kalmadan mı?’ sorusunda gizli.”

 

İngilizcede zamanla ilgili ifadeler, öğrenenlerin en çok zorlandığı konulardan biri. Özellikle anlamları birbirine yakın görünen kalıplar, konuşurken ya da yazarken kafa karıştırabiliyor. “On time” ve “in time” da tam olarak böyle.

Bu yazıda “on time” ve “in time”ın ne zaman, hangi durumlarda kullanıldığını; aralarındaki farkı; sık yapılan hataları ve bu hatalardan nasıl kaçınabileceğinizi örneklerle ele alacağız. İçeriğimizin sonunda kısa bir test sizi bekliyor. Haydi şimdi “on timene demek sorusuyla temelden başlayalım!

Bu içeriğimiz ilginizi çekerse diğer dilbilgisi içeriklerimizi de inceleyebilirsiniz.

“On time” ne demek?

“On time”, bir şeyin önceden belirlenmiş bir saat, tarih ya da programa tam olarak uyduğunu anlatırken kullanılıyor. Burada önemli olan nokta, ortada net bir zaman beklentisi olması. Yani bir olayın geç kalmadan ya da erken değil, tam beklenen anda gerçekleştiği vurgulanıyor.

Bu yüzden “on time” ifadesi en çok dersler, toplantılar, ulaşım, sınavlar, randevular ve teslim tarihleri gibi programa bağlı durumlarla birlikte karşınıza çıkıyor.

“On time”ın kullanıldığı yerler

“On time”ın kullanıldığı bağlamları adım adım öğrendiğinizde bu ifadeyi çok daha iyi anlayacaksınız:

  1. Toplantı ve randevular

Toplantı, görüşme ya da randevular belirli bir saate bağlı olduğu için “on time” sıkça kullanılıyor.

  • Örnek: Please arrive on time for the interview. (Mülakata lütfen zamanında gel.)
  • Örnek: He was late before, but today he came on time. (Daha önce geç kalıyordu ama bugün zamanında geldi.)
  1. İş ve günlük sorumluluklar

Teslim tarihi olan işler, görevler ve sorumluluklar için de “on time” tercih ediliyor. Özellikle eğitimle ilgili durumlarda da net bir başlangıç saati ya da teslim tarihi olduğundan “on time” ifadesi sık kullanılıyor.

  • Örnek: The class started on time at 9 a.m. (Ders sabah 9’da tam saatinde başladı.)
  • Örnek: She finished the exam on time. (Sınavı tam süresinde bitirdi.)
  • Örnek: Students must submit their projects on time. (Öğrenciler projelerini zamanında teslim etmeli.)
  • Örnek: He always finishes his tasks on time. (İşlerini her zaman zamanında bitirir.)
  • Örnek: The report was delivered on time. (Rapor, zamanında teslim edildi.)
  1. Ulaşım ve seyahat

Tren, uçak, otobüs gibi ulaşım araçlarının saatleri belli olduğu için “on time” kullanımı burada da çok yaygın.

  • Örnek: The plane departed on time despite the rain. (Yağmura rağmen uçak zamanında kalktı.)
  • Örnek: The bus wasn’t on time, so we were late. (Otobüs zamanında gelmediği için geç kaldık.)

Özetlersek…

“On time”, “tam saatinde”, “programa uygun şekilde” anlamını taşıyor. Bir beklenti, bir plan veya bir saat varsa ve o beklenti karşılanıyorsa bu yapı kullanılıyor.

Şimdi “on time” ile karıştırabileceğiniz “in time”ın ne demek olduğunu öğrenme zamanı.

“In time” ne demek?

“In time”, bir şeyin çok geç olmadan, yani son anda da olsa yetiştiğini anlatmak için kullanılıyor. Burada önemli olan nokta, ortada kaçırılma ihtimali olan bir durum olması. Yani olay tam saatinde olmak zorunda değil; önemli olan geç kalınmamış olmasıdır.

Bu yüzden “in time”, genellikle bir olumsuzluğu engelleyen durumlarda karşınıza çıkıyor da diyebiliriz. Bir fırsatı kaçırmamak, bir problemi önlemek, bir olay gerçekleşmeden önce yetişmek gibi. Özetle “in time”, “Oh, yetiştik!” hissiyatı taşıyor.

Kısaca düşünürsek:

“Az kalsın kaçıyordu ama yetişildi mi?”

Cevap evet ise, “in time” doğru tercih.

“In time”ın kullanıldığı yerler

In time”ın ne demek olduğunu artık biliyorsunuz. Şimdi kullanım bağlamlarını örnekler üzerinden görüp bu ifadeyi tamamen öğrenin.

  1. Son anda yetişilen durumlar

Bir şeyin tam sınırda, gecikmeye ramak kala gerçekleştiğini anlatırken “in time” tercih ediliyor.

  • Örnek: I got to the airport in time to catch my flight. (Uçağımı kaçırmadan havaalanına vardım.)
  • Örnek: She woke up in time to stop the alarm. (Alarm çalmadan hemen önce uyandı.)
  1. Olumsuz bir durumu engellemek

Bir şeyin olmasını son anda önlediğinizde “in time” devreye giriyor.

  • Örnek: The doctor arrived in time to save the patient. (Doktor hastayı kurtarmaya tam zamanında geldi.)
  • Örnek: I realized my mistake in time. (Hatamın farkına zamanında vardım.)
  1. Bir fırsatı kaçırmamak

Fırsatlar genelde sınırlı olduğu için “in time” ile birlikte sıkça kullanılıyor.

  • Örnek: He applied just in time for the scholarship. (Burs için başvurusunu tam zamanında yaptı.)
  • Örnek: Did you get the tickets in time? (Biletleri zamanında alabildin mi?)
  1. Bir olay gerçekleşmeden önce

Bir şey olmadan hemen önce yapılan eylemleri anlatırken “in time” kullanılıyor.

  • Örnek: She got out of the building in time before it collapsed. (Bina yıkılmadan hemen önce dışarı çıktı.)
  • Örnek: The rain stopped in time for the picnic. (Piknik başlamadan önce yağmur durdu.)

Toparlayacak olursak…

“In time”, “son anda da olsa yetişmek”, “geç kalmamak” anlamını taşıyor. Saatin tam olarak kaç olduğu değil, bir şeyin kaçırılıp kaçırılmadığı önemli.

“Just in time” ne demek?

“In time” ifadesinin “yetişmek, geç kalmamak” anlamına geldiğini öğrendik. “Just in time” ise “tam zamanında, tam kaçırmadan önce” gibi bir anlam taşıyor. Yani bir şeye son anda yetişildiğini daha çok vurgulamak için “just in time” diyoruz.

Örnek: I was about to get kicked out of the event, you arrived just in time! (Tam etkinlikten atılıyordum, tam zamanında yetiştin!)

“On time” ve “in time” arasındaki farklar

İngilizcede sık kullanılan “on time” ve “in time”ın ne demek olduğunu öğrendiniz, şimdi bu iki ifadenin farklarını daha belirgin bir şekilde anlatalım:

📌Odak noktası farklıdır:

“On time”, bir şeyin planlanan saatine tam olarak uyulmasını anlatır.

“In time” ise geç kalmamaya odaklanır.

  • Örnek: The train arrived on time. (Tren tam saatinde geldi.)
  • Örnek: We arrived in time to catch the train. (Treni kaçırmadan yetiştik.)

📌”Saat mi, sonuç mu önemli?” sorusu:

“On time” kullanıldığında saat, program ve dakiklik ön planda.

“In time” kullanıldığında ise sonuç önemli. 

  • Örnek: The class started on time at 9:00. (Ders tam 9’da başladı.)
  • Örnek: I arrived in time for the class. (Dersi kaçırmadan yetiştim.)

📌Bağlam farkları:

“On time” daha çok randevular, dersler, toplantılar ve ulaşım saatleriyle kullanılır.

“In time” ise fırsatlar, son anlar, tehlikeler ve kaçırılabilecek durumlarla birlikte sıkça görülür.

  • Örnek: Please be on time for the meeting. (Lütfen toplantıya tam zamanında gel.)
  • Örnek: She left the house in time. (Geç kalmadan evden çıktı.)

“Small” ve “little” farkını anlattığımız içeriğimize göz atmayı unutmayın.

“In time” vs. “on time” özet tablo:

On time In time
Temel anlam Tam planlandığı saatte Geç kalmadan, son anda
Odak noktası Saat, program, dakiklik Sonuç, yetişip yetişmeme
Zaman baskısı Çoğunlukla yok Çoğunlukla var
Kullanım alanları Dersler, toplantılar, ulaşım, randevular… Fırsatlar, son anlar, tehlikeler…
Türkçeye en yakın karşılığı Tam zamanında Zamanında/son anda

“In time” ve “on time” konusunda sık yapılan hatalar

“On time” ve “in time” konusunda yapılan hataları öğrendiğinizde bu hatalara düşme ihtimaliniz de azalacak!

  1. “On time” ve “in time”ı tamamen aynı sanmak: Birçok öğrenci bu iki ifadeyi “zamanında” diye düşünüp rastgele kullanıyor.

Aslında durum şundan ibaret: Saat ve programa vurgu varsa “on time”, geç kalmamak/yetişmek anlamı varsa “in time” tercih edilmeli.

  1. “In time”ı dakiklik gerektiren durumlarda kullanmak: Toplantılar, dersler, uçuşlar gibi net saatli durumlarda “in time” kullanmak yaygın bir hata. Çünkü önemli olan şey, tam vaktinde yetişmek.

❌Please be in time for the meeting.

✅Please be on time for the meeting.

  1. “On time”ı son anda yetişme anlamında kullanmak: Bir şeyi zar zor yetiştirdiğimizde otomatik olarak “on time” demek hatalı olabilir, çünkü “on time” dakiklik vurgusu verir. Zar zor yetiştiğimizde “in time” ifadesini kullanırız.

❌I arrived on time to stop the accident.

✅I arrived in time to stop the accident.

İngilizcede birbiriyle karıştırılabilen “under” ve “below” farkından bahsettiğimiz içeriğimize göz atmayı unutmayın.

Kısaca toparlamak gerekirse:

  • “On time”, bir şeyin planlanan saate tam olarak uymasını anlatıyor ve dakiklik vurgusu taşıyor.
  • “In time” ise geç kalmamak, son anda da olsa yetişmek anlamına geliyor ve sonuç odaklı.
  • Saat ve program ön plandaysa “on time”, “Kaçtı mı, kaçmadı mı?” sorusu varsa “in time” kullanılıyor.

“In time” ve “on time” testi

Son olarak, tüm öğrendiklerinizi pekiştirmek için bir bilgi testi çözme zamanı!

The train arrived ___ despite the bad weather.
I got to the airport ___ to catch my flight.
Please make sure you are ___ for the interview.
The train arrived ___ at 9:00 a.m., exactly as scheduled.
The meeting started exactly at 10 a.m., so it began ___.
We arrived ___ to stop the argument from getting worse.
He always submits his projects ___.
I called her ___ before she left the house.
The bus was ___ this morning, which surprised everyone.
Luckily, the doctor arrived ___ to help the patient.
Yanıtlara Bak

Novakid’le tanışın!

İngilizce öğrenenlerin “in time” ve “on time” gibi günlük konuşmalarda sıkça karşılaştığı kelimeleri doğru şekilde kullanabilmesi, yeni kelimeler öğrenmesi oldukça önemli. Novakid’in çevrimiçi derslerinde, bu tür kelimeler bağlam içinde öğretiliyor; çocuklar ezber yapmadan, konuşarak öğreniyor.

Siz de Novakid’in eğlenceli ve iletişim odaklı yöntemlerini keşfetmek isterseniz, çocuklar için İngilizce derslerine göz atabilir, ilk deneme dersinizi ücretsiz alabilirsiniz.

Ayrıca bire bir derslerimizde uyguladığımız etkili yöntemimize aşağıdaki videodan ulaşabilirsiniz:

5/5

Yorum yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA tarafından korunmaktadır ve Google Gizlilik Politikası ile Hizmet Şartları geçerlidir.

Questions and answers

“In time”, bir şeyin çok geç olmadan, yani son anda da olsa yetiştiğini anlatmak için kullanılıyor. Örnek: “She woke up in time to stop the alarm. (Alarm çalmadan hemen önce uyandı.)”

“On time”, bir şeyin önceden belirlenmiş bir saat, tarih ya da programa tam olarak uyduğunu anlatırken kullanılıyor. Örnek: “The class started on time at 9 a.m. (Ders sabah 9’da tam saatinde başladı.)”

Çocuğunuzun ücretsiz deneme dersine katılacak öğretmeni seçelim!
  • Video Preview
  • Video Preview
  • Video Preview
Editörün seçimi
Öğretmenin Görüşü
İlginizi çekebilir
Bir dil seçin
Down arrow icon
Argentina Brazil Chile Colombia Czech Republic Denmark Finland France Germany Global English Global العربية Greece Hungary Indonesia Israel Italy Japan Malaysia Netherlands Norway Poland Portugal Romania Russia Slovakia South Korea Spain Sweden Turkey
Çerezler deneyiminizi iyileştirir

Biz ve iş ortaklarımız, deneyiminizi iyileştirmek, içerikleri ve reklamları kişiselleştirmek ve trafiğimizi analiz etmek için çerezler ve benzer teknolojiler kullanıyoruz. ‘Tümünü kabul et’ seçeneğine tıklayarak, kişisel verilerinizin ve çerez bilgilerinizin reklam kişiselleştirmesi amacıyla, Google ile paylaşım da dahil olmak üzere kullanılmasına izin vermiş olursunuz. Daha fazla bilgi için Gizlilik Politikamızı ve Google’ın Gizlilik ve Şartlar sayfasını inceleyebilirsiniz.

Tercihlerinizi ‘Çerez ayarları’ seçeneğinden özelleştirebilirsiniz.

Çerezleri yönet

Çerezlerin ne olduğu ve onlarla nasıl çalıştığımız hakkında daha fazla bilgiyi Çerez politikamızda ve Gizlilik politikamızda bulabilirsiniz.